29 Nisan 2011 Cuma

Doğu, Yaşar

Yaşar Doğu

Ünlü Türk güreşçisi Yaşar Doğu, 1915 yılında Samsun'un Kavak ilçesine bağlı Karlı köyünde doğdu. Dedesinin köyü olan Emirli'de büyüdü. Güreşe orada başladı. 1938 yılında Ankara'da askerliğini yaparken minder güreşine çıktı. Bir yıl içinde millî takıma yükseldi. Oniki yıl süreyle (1939-1951) Ay-Yıldızlı mayo altındaki yerini muhafaza etti. Bu süre içinde katıldığı 7 şampiyonanın 6'sında şampiyonluğu kazandı. 1961'de Ankara'da vefat etti. Kabri oradadır.

Aslen Kafkas Türklerindendir. Ecdadı Samsun'a muhacir gelmişti. Daha önce bebek sayılabilecek çağda iken cepheye giden babasının şehit düştüğü haberi gelmiş, bu yüzden annesiyle birlikte dedesinin köyü olan Emirli'ye göç etmek zorunda kalmıştı. Çocukluğunun geçtiği bu köyde güreşe başladı ve daha delikanlılığın eşiğinde iken yaman bir karakucak güreşçisi olarak adını bütün çevreye duyurdu.

Ankara'da askerliğini yaparken bir arkadaşının ısrarı ile Ankara Güreş Kulübü'ne girdi ve orada minder güreşine başladı. Zehir gibi acı kuvveti ve büyük güreş kabiliyeti ile bu güreşte de kendisini derhal gösterdi. Ancak kendisini pek. tecrübesiz buIan yöneticiler onun Avrupa Şampiyonası'nda ezileceğini düşünerek kadroya almak istemediler.

Millî Takımın Finlandiyalı antrenörü Onni Pellinen ağırlığını koyarak direnince kendisine millî takımda yer verildi. Böylelikle başarı dolu güreş hayatının ilk millî temasını 1939 Avrupa Şampiyonası sırasında Oslo'da yaptı. Minder güreşindeki olanca acemilik ve millî maç tecrübesizliğine rağmen büyük bir varlık göstererek üç rakibini yendi, bir maçında sayıyla yenik sayılarak Avrupa Şampiyonluğunu kaybetti, ikinci oldu. O zaman, bu bile büyük başarıydı.

1940 yılında İstanbu1'da yapılan Balkan Oyunları'nda güreş yaşantısının ilk şampiyonluğunu kazandıktan sonra, İkinci Dünya Savaşı'nın araya girmesiyle millî müsabakalardan uzak altı yıllık bir duraklama devresine girilmişti.

1946 yılında tekrar rakipsiz eleman olarak Millî Güreş Takımımıza girdi. Aynı yıl Stokholm'de yapılan Avrupa Şampiyonası'nda sıtmanın verdiği 40 derecelik hararetle mindere çıkmasına rağmen yaptığı altı güreşi de kazanarak 73 kilonun Avrupa Şampiyonu oldu. 1947 yılında Prag'da yapılan Avrupa Greko-Romen Şampiyonası'nda da Ay-Yıldızlı mayo altındaki yerini muhafaza etti.

İlk kez Demirperde Bloku'nun katıldığı bu şampiyona enteresan bir mahiyet taşımaktaydı. Zira Sovyet Rusya ve peykleri bir demirperde ülkesinde yapılan bu şampiyonada tam bir ittifak içinde idiler. Yaşar, arkadaşlarına yapılan haksızlıkları gördüğü zaman, şampiyonluğu kazanmak için sadece Rus rakibini değil, demirperde hakem blokunu da yenmesi gerektiğini gayet iyi anlamıştı. Bu azimle girdi güreşlere ve rakiplerini çatır çarır yendikten sonra finalde Rus ile karşı karşıya kaldı. Güreşe fırtına gibi girdi. Rus'u tuttuğu gibi yere vurdu. Oyundan oyuna geçiyordu. Bir ara rakibinin sırtını yere yatırdı. Hakemler görmezlikten geldiler. Sonra bir tuş daha yaptı. O da aynı akıbete uğradı. Koca Yaşar kızmıştı. Olanca gazabı ile atıldı, çift sürer gibi sürdü Rus'u. Daha sonra hırsla rakibini çatır çatır çevirdi. Bir pestil gibi sırt üstü mindere serdi ve rakibinin göğsüne çıkıp oturdu. Teker teker bütün hakemlere baktı. Gözleri öfke ile doruydu. Hani Bu da tuş değil mi be insafsızlar der,gibiydi. Hakemler istemeye istemeye Evet,dediler. Tuşu da; şampiyonluğunu da bastıra bastıra kabul ettirmişti koca Yaşar...

Güreş Dünyasında İsveçlilerin deyimi ile bir Kara saçlı kuvvet ilahı olarak parlayan Yaşar Doğu, büyük namını 1948 Olimpiyatları, 1949 Avrupa Şampiyonluğu ile de perçinledi. 1950 yılında Irak ve Pakistan'a yaptığı büyük turnede büyük kuvvet ve güreş bilgisini doğu alemine tanıtmak imkân ve fırsatını da buldu.

1951 yılında Helsinki'de yapılan Dünya Şampiyonası'nda 87 kiloda Ayyıldızlı mayoyu giydi. Çok çabuk kilo alan, buna karşılık çok zor kilo veren bir bünyeye sahipti. Bu yüzden yıllar ilerledikçe sıkleti de yukseliyordu, Nitekim 67 kilo ile başladığı güreş hayatının son şampiyonluğunu Helsinki'de 87 kiloda kazandı. Böylelikle parlak güreş hayatına bir de dünya şampiyonluğu sıfatını eklemiş oldu.

Ayyıldızlı mayo altında yaptığı 47 maçın 46'sını kazanan Yaşar, bunların 33'ünde tuş yapmış, 11 maçını ittifakla, 1'ini abandone ile, birini de ekseriyetle kazanmıştır. Galibiyetle sonuçlanan 46 güreşi 690, dakika sürmesi gerekirken; yaptığı tuşlarla bu süreyi 372 dakika 26 saniyeye indirmişti.

Güreş hayatını kapattıktan sonra Millî Güreş Takımımıza antrenör oldu. 1955 yılında antrenör olarak Millî Takımımızla gittiği İsveç'te ciddi bir kalp krizi geçirdi. Uzun bir tedavi gördü. Doktorlar kendisine iyi bakmasını, yorulup heyecanlanmamasını söylemişlerdi. Fakat bunu yapamadı. İsveç'ten döner dönmez tekrar kendini güreşe verdi ve 8 Ocak 1961'de Ankara'da bir kalp krizi sonucu vefat etti.

YAŞAR DOĞU VE ÖRNEK AHLAĞI BİR KUVVET ABİDESİ YAŞAR DOĞU

Son derece alçak gönüllü, gurur ve kibirden zerre kadar eser taşımayan Yaşar Doğu, daima arkadaşlarını öğrencilerini yüceltmeğe çalışan bir yaradılıştaydı.Belki, en azından on kere Yaşar-Celal-Gazanfer” üçlüsünün en iyisi hanginizdi? Diye sorduğumuzda, alabros traşlı başı, nefes alıp verirken inen geniş omuzlarıyla tane tane cevap verirdi.
Ben bu işin HAMALLIĞINI
Celal CAMBAZLIĞINI
Gazanferde PEHLİVANLIĞINI yaptı....

Yaşar Doğu’nun en beğendiği güreşçi Gazanfer’di.Çocuklarından birine de Gazanfer adını , takım arkadaşı, en beğendiği güreşçinin adı olarak taktı.Gazanfer, sonradan ABD’de okudu.Prof oldu ve halen Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinin B.eğitimi bölümünün başkanlığını yürütmekte.Aslında bu üçlünün içinde hatta , Türk sporunun içindeki en büyük adam Yaşar doğu’ydu ama “en büyük benim hiçbir zaman demedi.
Yaşar Doğu, 1913 yılılnda Samsun’da bağlı kavak ilçesinin karlı köyünde doğdu.Kendisiyle annesiyle , eşiyle ve çocuklarıyla tanışırdık, sonra torunlarıyla da arkadaş olduk.
Anadolumuzda ilk evlat doğum sırasında ya da doğumdan sonra ölürse adettir “ Yaşar , Satılmış-Satı , taştan, Makail, safiye” gibi adlar konur, Yaşar’ın da ilk kardeşi ölmüştü.Bu yüzden babası Osman , bu delikanlıya EZANLA “Yaşar “ adını verdi.
Bu büyük sporcu henüz 6 aylık durumda iken babası seferberlikte koyboldu.Açıkçası, vatan hizmetine gitti.Balkanlar’daki barutu söndürebilmek için silah kuşandı, bayrağı eline aldı ve bir daha evine dönmedi.Vatan uğruna şehit oldu.
Şehit ve Kahraman asker Osman Çavuş’un eşi feride Hanım, 3 yıl kocasını bekledi.Uzaklara baka-baka gözlerine bir hal oldu.Ne kadar bakarsa baksın, Eşi Osman görünmedi.Neticede oğlu Yaşar’ı sarıp-sarmalamayıp karlı’ya 3 kilometre uzaklıktaki olan Emir’liye , babasının köyü emirliye döndü.Feride hanım, baba evinde 6 yıl daha bekledi.Osman Çavuş’un vatan uğruna canını verdiği attık tamamen ortaya çıkmıştı.Bunun üzerine ikinci evliliğin yaptı.
Yaşar Doğu, 15 ekim 1937 tarihinde Hayriye hanımla hayatını birleştirdi.Yaşar’ın büyükbabasının adı Pitaç’tı.Kafkasyalıydı ve (GUTE) kabilesindendi.Büyükbaba , 98 harbinde (1877-1878) Türkiye’ye göçmüştür.Osman Çavuş, tıpkı yaşar doğu gibi karlı köyünde doğmuştu.
Kahraman Asker Osman Çavuş, Bicanzade Arif Çavuş’un kızı feride evlenmiş , bir kızları olmuş, ölmüş bu yüzden geleceğin büyük şampiyonun a”Yaşar” adı konmuştu.
Hayriye Doğu bunları bize anlatırken gözleri görmüyordu.Hatta bir ara duygulanıp tam gerçeği anlatmaya başlamıştı.
“Yaşar Doğu , aşağı mahallede oturuyordu.Yukarı mahallede oturanlar o tarafa kız vermezlerdi.Bu yüzden ben de onunla evlenmemek için biraz direndim doğrusu.Neticede kader-kısmet , hayatımızı birleştirdik işte..
DOĞUŞTAN PEHLİVAN :
Yaşar Doğu’da Allah vergisi bir kuvvet ve maçcılık yeteneği vardı.O, bir büyük sporcu, aynı zamanda büyük bir ağabey ve asla emekleri inkar edilemeyecek büyük bir antrenör ve yöneticiydi.Hatta, onun ölümünü takiben ^Yaşar Öldü , Türk güreşi öldü”
Sözleri adeta bir atalar sözü gibi dilden-dile dolaşmaya başladı.
Yaşar’ın ustası Büyürçirişli köyünden Sami pehlivandı.Sami Aker olarak tanıdığımız 1.60 m boyunda ve ortalama 110 kg ağırlığında olan bu usta ; Örgencisiyle ilgili bilgileri bize kavak’taki bir kahvede şöyle anlatmıştı:
“Yaşar Doğu, henüz 11-12 yaşlarındaydı ki , Emirli’deki kireç ocaklarında çalışıyordu.Atı, arabası yoktu.Ortaklık gibi bir durum vardı.Çevrede düzenlenen güreşlere yürüyerek gider, çok yorgun olduğunda 15-20 dakika kadar rakiplerinin altında kalarak dinlenirdi.Sonra da üste çıkıp rakiplerinin işini bitirirdi.Sanki fil çiğerine sahipti.Çok nefesliydi..
AL BU AYAKKABILARI :
Yaşar Doğu, 1937 yılında Ankara’ ya geldi.Mağazaların vitrinlerine bakarken Celal Atik onu gördü.Tanıştılar.Birlikte güreş kulübüne gittiler.Arap hoca olarak tanınan Faik Dura geleceğin büyük şampiyonuna güreşmesi için ayakkabı ve mayo verdi.
1939 yılında Oslo’da düzenlenen Avrupa Greko-Romen Güreş Şampiyonası Yaşar Doğu için ilk sınav oldu.Serbest güreşte pişen, karakucak kapışmalarında zafere giden yolları iç-dış tırpan, yan çapraz, künde ile açan Yaşar, Grekoda ne yapabilecekti? Tıpkı koca Yusuf gibi düşünüyor.”Ayaklardan tutulmadan güreşilecekte Yaradan, bu ayakları bize niye verdi?”diye soruyordu.Ama, batı taklidinde direnen spor yöneticileri “illa da Greko “ diye bir kere tutturmuşlardı.
Oslo’da istenen başarıyı gösterememesi bundandır.Olayı hiç büyütmeğe çalışmıyoruz.Serbest güreş yapan Greko’ya dönerse aynen bu duygular her sporcuda oluşur.Bunu da ancak, bu türlü yanlışlıklar başından geçenler bilirler.
12 Ülkeye Mensup 58 Grekoromencinin katıldığı Oslo Avrupa G.Romen Güreş Şampiyonası , 25-28 nisan 1939 tarihinde düzenlendi.Türkiye’de sadece kavak’la Samsun ve Ankara’yı gören bir Anadolu yiğidi, ikinci büyük savaş sancılarının attığı dönemlerde kendisini oslo’da bulursa ne ızdıraplar çeker?...

HOCANIN TALEBELERİNDEN ANILAR
YAŞAR YILMAZ
Yaşar doğu dünyada gelmiş geçmiş en büyük insan.Benimde hocalığımı yaptı bulunmaza münevver bir insan.Çok erken kendisini kaybettik.Dünyaya böyle bir pehlivan bir daha gelmez.Büyük güreşler yapmış.Bıraktıktan sonra türk güreşi için büyük hizmetler yaptı.
Dağ-Y.yılmaz-M sille-Hüseyin Akbaş-is.ogan bizleri bulup mindere getirdi.her işimizle ilgilendi.aynı zamanda hocamız aynı zamanda hocalığımız yaptı.Yeri doldurulumaz Allah rahmet eylesin.
Kilo düşerken bir anımız oldu.Hocam dedim artık kilo düşemiyorum düşecek bir yerim kalmadı.Yaşar dedi Sabret.Fin hamamında bin say hocamı dinledim girdim saunaya nerde ise bayılıyordum.Sonra soğuk suya attılar kendime geldim.Şampiyonluğumu yaşar doğu ya borçluyum.Yaşar doğunun hayatım boyunca hiç kimseye hakaret ettiğin ve kötü konuştuğunu duymadım.Bizlere ev sahibi yapmak için çok uğraştı.Bizim her şeyimiz di .Türk güreşinde yeri doldurulamaz bir insan.Çok erken aramızdan ayrıldı.
MÜZAHİR SİLLE OLİMPİYAT ŞAMPİYONU.
1961 SENESİNDE Rahmetli yaşar hoca istanbula geldi.istediki istanbuldaki şampiyonlar bir ev sahibi olsun.Epey dolaştı.Eyüp ün üst tarafındaki tek katlı bahçeli evleri dolaştı.Ben size daha iyi yerler bulacağım dedi.Bir gün İstanbul güreş ihtisas kulubüne geldi.İdmandan çıktık koluma girdi cebinden bir elma çıkardı bana verdi hiç yaptığı şey değildi.Şaşırdrım.O mesafeyi çok iyi ayarlayan büyük bir hoca idi..Hayatımda ilk defa gördüm.camiye gittik namaz kıldık.Daha sonra türbeye gittik.Dua ettik.Müzahir hakkını helal et Ben gidiyorum.Dedi.Hocam sanki öleceği kendisine ayan olmuş gibi bir hali vardı.Hocam dedim bizim sende ne hakkımız olabilir helal olsun.daha sonra ertesi gün vefat ettiğini öğrendim yıkıldık.hocamızın bir elma vermesi kolumuza girmesi benim için büyük bir olaydı.
1960 senesi Emirganda kamptayız.çok susuzum çok açım adeta yanıyorum.Ağustos ayında
emirgan vapur iskelesinin tam karşısında kafeterya gibi bir yer vardı.Yukarı çıktık ve tam kenara oturduk tam denizi seyrederken Eğil müzahir dedi.hocam hayırdır.. Eğil diyorum eğil.Hocam yahu eğil kendisine eğildi bende eğildim.Nerde ise masanın altına girdik.Koca yigit Celal Atik Hoca ya arkadaşına olan saygısından dolayı ona görünmemek için saklandı.Aslında merhaba hocam diyebilir merhabalaşırdı.fakat o sporculuğun dostluğun ve saygının en büyük örneğini sergiledi.Bu hatırayı hayatım boyunca unutamam.
MEHMET ESENCELİ (Avrupa Şampiyonu)
Yaşar Doğu ile 1960 yılında Roma Olimpiyat ları için Ankara ya bizi kampa aldılar.Yaşar doğu ve Celal Atik i orada tanıdım.Yaşar doğu ile ilgili bir hatıram.Biz İran a güreş için gideceğiz 19 mayıs içinde idman yaptık yolda bize nasihat ederken.İşte İran'lıları şöyle yeneceksiniz sizden iyi değiller rahat yenersiniz derken ….ben çocukluğun verdiği heyecanlan biz İranlıları yeneceğiz ve anasını ağlatacağız şeklinde yanlış bir söz ettim.Esenceli öyle konuşma sporcuya öyle konuşmak yakışmaz dedi.Yaşar hocam la ilgili ölene kadar hep beraberdik.o Türk güreşinde eşi bulunmaz ve doldurulamaz bir insandı.Çok güzel bir ahlak sahibi idi.
GÜZEL AHLAĞIN SPORA YANSIMASI
İnsanı çok önemli yerlere getiren , onu toplumda sevdiren en önemli kriterlerden birisi şüphesiz güzel ahlaktır.Rahmetli yaşar doğu nun yaşadığı dönemde çalıştırmış olduğu bütün sporcular ile yaptığım söyleşide onun tek kelime dahi acı söz etmediğini herkes söyledi.Türk islam ahlakı ile bezenmiş olan bu insan, kafkas törelerindeki inceliklerinde etkisi ile adeta toplumda çok büyük saygı ve sevgi gören bir şahsiyet haline getirmiştir.İnançlarına son derece bağlılığı hayatı boyunca yapmış olduğu bütün müsabakaların hepsine çıkmadan önce abdest alması 2 rekat namaz kılarak çıkması onun sporda inancın ne kadar önemli bir yeri olduğu ıspatlamasına vesile olmuştur.Hem ailesinde müşfik bir baba, hem çalıştırmış olduğu bütün sporculara sevgisi ona büyük bir saygı duyması onun ne kadar önemli bir insan olduğunu ıspatlamaya yeterde artar bile.Gölbaşındaki antrenman tesislerine ulustan sırtına çuval ile odun yüklerek gitmesi orada sporcular gelmeden önce iğne iplik ile sökükleri dikmesi , içeriyi havalandırması gibi tevazu içinde yapmış oldukları hareketler bir çok teknik adamın hiç tenezzül etmeyeceği şeyledir.İnançlarımıza göre TEVAZU SAHİBİ İNSANI ALLAH CC kademe kademe yükseltir.Evet yaşar doğu toplumun her kesiminde büyük bir sevgi ile anılan Türk güreş tarihindeki en önemli şahsiyetlerden birisidir.Onun örnek kişiliği, ahlağı, davranış biçimleri aslında bilimsel bir platformda ele alınarak incelenmesi ve milli takımlarımıza yansıtılmasının olumlu bir düşünce olduğu kanaatındayım.
Yaşar Doğu hoca ile ilgili yapılan araştırmalar zaman zaman bu sitede yayınlanacak ve sizlere duyurulacaktır
Rahmetli hocaya Allahtan rahmet diliyorum

Avni TARHAN
SPOR YAZARI -ZAMAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder